16 Nisan 2013

9 SORUDA ADR MEVZUATI





Üreticiye getirdikleriyle 9 soruda ADR Mevzuatı

Cüneyt ERBİLGİ >> (2012 yılı Lojistik Dergisi Roportajı)

Tehlikeli maddelerin taşınması konusunda; ambalajlama, dolum, nakliye, boşaltma ve tanker üretimi yapan firmalara bir dizi yaptırım ve belgelendirme zorunluluğu getiren Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması (ADR); 2014 yılında Türkiye’de tam olarak hayata geçecek.

Uluslararası alanda 1968 yılından bu yana uygulanan, Türkiye’nin ise 2010 yılında taraf olduğu bu anlaşmanın Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar başlıkları 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe girerken, anlaşmanın tamamen yürürlüğe girişi ise kademeli olarak;

• İşaretleme, etiketleme ve ambalajlamayla ilgili hükümleri 1 Ocak 2012
• Taşıma araçlarıyla/üniteleriyle ilgili hükümleri 1 Ocak 2013
• Diğer hükümleri ise 1 Ocak 2014 yürürlüğe girecek.

Mevcut tablodan yola çıkarak anlaşmanın Türkiye’de tam olarak uygulanacağı tarihin 1 Ocak 2014 olduğu görülürken, tanker ve üstyapı üreticisi firmaların bu süreçte izleyeceği adımları ADR Danışmanı ve Eğitim Uzmanı Cüneyt Erbilgin’e sorduk. Erbilgin, üreticilerin yerine getirmesi gereken şartlar, başvuru ve belgelendirme aşamaları ile personel yeterlilik koşulları hakkında 9 soruda yol haritası çıkardı…

ADR Belgesi nedir?

ADR kuralları olarak adlandırdığımız Tehlikeli Maddelerin Karayolunda Taşınmasına İlişkin Avrupa Anlaşması’nın mevzuatımıza girişiyle ilgili kısa bir açıklama yapacak olursak;

'ADR Konvansiyonu’ uluslararası alanda 1968 yılından beri uygulanan ve bu gün itibariyle 27 Avrupa Birliği üyesi olmak üzere Türkiye'nin de içinde bulunduğu toplam 46 ülkenin taraf olduğu uluslararası bir anlaşmadır.

AB üyelik sürecini yürüten ülkemiz 94/55 sayılı AB Direktifi aracılığıyla 6.12.2005 tarihinde ‘ADR Konvansiyonu’na taraf olmayı uygun görmüş, böylelikle gerek kamuoyu bilgilendirme ve farkındalık eğitimleri gerekse mevzuatın hazır hale getirilmesi yönündeki çalışmalar hız kazanmıştır.

2004 yılında önemli bir çalışmayla taşımacılık sektörümüze kazandırılan 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunumuz ile yeniden yapılandırılan karayolu taşımacılık sektörümüz, bu kapsamda ilgili konvansiyonel yapıya uyumu sağlamak amacıyla yayımlanan 31 Mart 2007 tarih ve 26479 sayılı Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkındaki Yönetmelik ile ADR kurallarıyla tanışmıştır.
Yürürlük açısından bir çok kez ertelenen yönetmelik en son şekliyle; “Yetki Belgesi alma zorunluluğu 1/1/2011 tarihinde”, “İşaretleme, etiketleme ve ambalajlamayla ilgili hükümleri 1/1/2012 tarihinde”, “Taşıma araçlarıyla/üniteleriyle ilgili hükümleri 1/1/2013 tarihinde”, “Diğer hükümleri ise 1/1/2014 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yeniden düzenlenmiştir.

Kimler bu belgeyi almak zorundadır?

Yukarıda ifade ettiğimiz taşıma araçları/üniteleriyle ilgili hükümler yönetmeliğin temelini oluşturan ADR Konvansiyonu'nun 6.8 bölümünde açıklanmaktadır. Buna göre tehlikeli yük naklinde kullanılan ambalajlar, orta boy dökme konteynerler (IBC’ler), büyük ambalajlar ve tanklar için yapı ve test şartları kapsamındaki gereklilikler sıralanmıştır.

Bu noktada işletmeler imal edecekleri taşıma ünitelerinin bu yeterliliklere sahip olmasını sağlamak zorundadır. İşletmelerin bu yeterlilikleri 'ADR Belgesi’ olarak bilinen üretim yetkilendirmesiyle tarafsız kuruluşlarca gerçekleştirilir. Yukarıdaki söz konusu kapsamlarda üretim yapan tüm işletmeler bu belgeye sahip olmak zorundadır.
Üretim süreçleri yeniden düzenlenecek

ADR Belgesi’ne sahip olmak neden zorunludur?

İlgili düzenlemelerin genel mantığı (ki bu genel mantık ADR kurallarının temelini oluşturur) taşımada tehlike ve risklerin minimize edilmesidir. Karayolunda taşınan tehlikeli yüklerin mümkün olan en üst seviyede güvenlik önlemleri alınmış taşıtlarla nakledilmesi yine kuralların temel amacıdır. Mevzuatın getirdiği zorunluluğun yanı sıra üretici işletmeleri bu yaptırıma iten bir başka neden, bu kapsamda taşımacılık yapan lojistik sektörünün ilgili taşımalarını yönetmeliğin yürürlük tarihi itibariyle ADR'li araçlarla yapma ihtiyacıdır.

Üretici işletmeler bu sebeple gelecek planlaması yapan lojistik sektörünün erken talepleriyle karşı karşıya kalmakta ve üretim süreçlerini buna göre yeniden düzenlemek zorundadır.

Belgelendirme yapan ya da yapacak kuruluşlar hangileridir?

Şimdi tabi burada hemen şunu söylemekte fayda görüyorum. Dikkat edilirse yönetmelik ilk olarak 2007 yılında yayımlandı. Bu gün bakıyoruz yıl 2011 ve yürürlük tarihi olarak 2013 yılı telaffuz ediliyor. İşte bunun en önemli sebeplerinden biri bu belgelendirme faaliyetini organize edecek yetkili merciinin hazırlıklarını henüz tamamlayamamış olmasıdır. Yönetmelikte bu mercii Sanayi Ticaret Bakanlığıdır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız konunun farkında olmakla birlikte sisteme uyumda bazı sıkıntılar yaşamaktadır. Bu ADR
Konvansiyonu’nda atıfta bulunulan onlarca EN standardının Türkiye’ye aktarılarak TÜRKAK, TSE gibi ilgili akreditasyon ve standart kuruluşlarınca uygulanabilir hale getirilmesindeki zorluktan kaynaklanmaktadır. En basit şekliyle ADR' li taşıtların yapım, test ve onay prosedürlerini içeren EN 13094 standardı kapsamında ilgili belgelendirme kuruluşlarımızın henüz uluslararası alanda akreditasyonlarını tamamlayamamış olmaları büyük bir eksikliktir. Hal böyle olunca üretici firmalar bu ihtiyaçlarını ne yazık ki yüksek bedellerle yurtdışından karşılama yoluna gitmektedir. Beklentimiz tabi ki yerli belgelendirme kuruşlarımızın bir önce ilgili standartlara uyumu sağlayarak, bu ihtiyaca bir önce cevap vermeleridir. Fakat bu gün için sektör açısından oldukça önemli hale gelen bu denetim ve belgelendirme faaliyeti Alman kuruluşu TÜV ve İtalyan kuruluş olan CSI tarafından Türkiye temsilcilikleri aracılığıyla yapılabilmektedir.

ADR Belgesi’ne sahip olmak isteyen imalatçılar (Tanker ve üstyapı imalatçıları) nereye başvuracak, nasıl bir yol izleyecek ve hangi testlere tabi tutulacak? Bu süreç firmanın üretiminde teknik anlamda nasıl yansımalar oluşturacak?

Bu sorunuz için komple bir sistemin tanımlanması gerekiyor, ancak genel olarak bir yol haritası ortaya koymak gerekirse bir kaç başlık altında toplamak mümkün.

Kalite yönetimi: Öncelikle yukarıda ifade ettiğimiz gibi yetkili kuruluşlara müracaat öncesi işletmelerin belirli bir imalat sistemine sahip olmaları gerekmektedir. Bu sistem içerisinde özellikle üretimin izlenebilirliğinin sağlanması olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Temel olarak ADR Tip onay süreci böyle bir sistemi (ISO-9001) zorunlu kılmasa da bu durum belgeleme sürecinde önemli bir avantaj sağlamaktadır.

İmalat süreci: İmalat süreci, tasarıma uygun taşıt tipi için kullanılacak sacın seçimiyle başlar. Malzeme spesifikasyonu bu sebeple çok önemlidir. Genel olarak tasarımcı, tankerin yapımında bir ulusal veya uluslararası standartları enstitüsü tarafından yayımlanan (EN 10204) veya yetkili makam tarafından kabul edilmiş ferritik çelik, östenitik çelik veya alüminyum alaşımlar gibi malzemeler seçmelidir. Bu malzemeler teknik olarak A kopma uzaması, yüzde olarak belirtilen aşağıdaki değerlerden daha düşük olamaz:
a) İnce taneli çeliklerde %16
b) Diğer çeliklerde %20
c) Alüminyum alaşımlarında %12

Kullanılan sacın gövde çapına göre kalınlıkları hiç bir şekilde aşağıdaki değerlerden düşük olmamalıdır.
 Gövdenin çapı ≥ 1.80 m > 1.80 m

Gövdelerin asgari kalınlıkları Paslanmaz Ostenitik çelikler 2.5 mm 3 mm
 Diğer çelikler 3 mm 4 mm
 Alüminyum alaşımları 4 mm 5 mm
 %99.80 saflıkta alüminyum 6 mm 8 mm

İmalat sürecinde malzemelere ilişkin testler önemlidir. Bir sertifikaya sahip olan malzemeler kullanılsa bile malzeme yetkili bir test kuruluşunca standartlara uygun olarak test edilmeli, raporlanmalı ve değerleri sağladığı deklare edilmelidir. Malzeme normunun yeterliliği çekme-kopma, kırılma ve darbe testlerine tabi tutulmalıdır. Bu testler tanker gövdesinin maruz kalacağı dış çalışma sıcaklıklarında yapılmalıdır. (örneğin +50C˚ ila - 20 C˚ de)

Birleştirme tasarımı: Burada yine önemli bir standart karşımıza çıkmaktadır. 'Kaynaklı İmalatta Kalite Şartları' olarak bilinen bu standart EN 3834 tür. Burada hedef kaynak kalitesinin sürekliliğini sağlamaktır. Bu kapsamda kaynak personeli, kaynak metodu ve işletme şartları en uygun birleştirme işleminin sabitlenmesini hedefler. Bu standart kapsamında yine kaynak personelinin işletmede kullanılacak kaynak metotları kapsamında kaynakçı yeterlilik testlerine tabi tutulması gerekmektedir. Testleri geçen kaynak personeli
2 yıl geçerli olmak üzere sertifikalandırılır. Onay kuruluşu bu sertifikaları başvuru esnasında istemektedir. Ayrıca işletmede kaynak kalitesi kontrol sürecini gerçekleştirecek bir kaynak süpervizörü için uygun olan eğitim alınmalıdır.

Tank donanımı: Üretimde bir başka husus tank boyutları ve donanımlarına ilişkin şartlardır. Kısaca bahsedecek olursak; dairesel veya eliptik kesitli ve azami çapı 2 metre olan tankerler, aşağıdaki şartlardan birini yerine getirecek şekilde yerleştirilen bölme duvarları, dalga kıranlar veya dış ve iç takviye halkaları ile desteklenmelidir.
- iki komşu takviye parçası arasındaki mesafe 1,75 metreden kısa veya buna eşit olmalıdır.
- iki komşu bölme veya şişme duvarları arasındaki hacim 7500 litreden küçük veya buna eşit olmalıdır.

Yine bu tankerler için en az 500 mm çaplı muayene delikleri bulunması, uygun menhol kapakları ve kapak koruyucuları için geçerli olan gereklilikler söz konusu olmaktadır.

ADR 'li araçlarda yine kendi kapsamında üretim onayı bulunan ADR sertifikasına ya da uyumluluğuna sahip firen sistemleri, elektrik donanımları, dolum sistemleri ve güvenlik ekipmanları kullanılmak durumundadır.

Tüm bu malzeme donanım ve ekipman gereksinimi aynı zamanda işletmeye şarj edilecek olan üretim sistemi ve üretim standartları ile değerlendirildiğinde önemli bir organizasyonun gereğini kaçınılmaz kılmaktadır. Üretim aşamasında gerekli olan teknik bilgi hesaplama ve uygunluk onayları işletme tarafından kanıtlanmak zorundadır. Bu bir kaç yöntemle sağlanabilir. Onay kuruluşu ilgili tip onayının şu yöntemlerden biriyle kanıtlanmasını ister:

1- Dinamik kontroller (Sürüş ortamı ve şartları altında fiziki ölçümlere dayanır.)

2- Nümerik elemanlar yöntemiyle gerilim analizi (Özel bir yazılım ve ölçüm sistemine dayanır.)

3- Karşılaştırma yapı örneği (Üreticinin hali hazırda bulunan tasarımlarla kıyaslamasına dayanır.)

4- Hesaplama yöntemi (İlgili standart ekinde verilmiş olan hesaplamaların yapılmasıyla)
Bu son yöntem genel olarak ilk üreticiler için bizlerinde tavsiye ettiği, zor olmasının yanında en uygulanabilir yöntemdir. Bunun sebebi üretim öncesi tüm kapsamın hesaplanarak, üretim planının doğruluğunun sağlanmasıdır. Yine onay kuruluşu bu hesaplamaların deklare edilmesi ile nihai denetimi kısa sürede tamamlaya bilmektedir. Üretim sonrası kaynak dikiş kontrolleri, radyografik testler ve sızdırmazlık testleri yine üreticiyi bekleyen bir başka çalışmadır. Tüm bu aşamalar tamamlandığında, işletme ilgili tasarımı üzerinden, önce imalat izni ardından da tip onayını alarak belgelendirme sürecini tamamlamaktadır. Bu süreç her bir taşıt için tekrarlanmaktadır. 
En büyük yaptırım pazarda

Belgesini almaya hak kazanan üretici bu bağlamda hangi avantajlara sahip olacak?

Öncelikle elbette işletmede kalite çıktısı ve pazar payı kısa vadede önemli bir değişim gösteriyor, çünkü bildiğiniz gibi bu kapsamda üretim yapabilen işletme sayısı oldukça az ve bir elin parmağını geçmiyor. Lojistik işletmeler, taşıyıcı firmalar ve özellikle ihraç ürünleri sevk eden kuruluşlar bu nitelikteki taşıtlara sohbetimizin başında da dediğimiz üzere oldukça yoğun ilgi gösteriyor. Yönetmeliğin yayımlanması ile bu işletmeler filolarında yenilemeye giderken ADR konusunu en önemli satın alma şartı olarak da gündemlerine alıyorlar. Bu durum ilgili taşıtların talep düzeyini özellikle son 1 yıl içerisinde bir hayli yükseltmiştir. Mevcut üretici firmaların 2010-2011 yılı ortalama sipariş oranı ADR' li araçlar için yüzde 70-80 civarında bir seviyeye ulaşmıştır. Bu sebeple her bir üretici pazarda ayakta kalabilmek için ya bu sistemi işletmesine entegre etmeye yada günü kurtarmak adına ADR şartı aranmayan orta doğu pazarına -özellikle Irak- yönelmek zorunda kalmıştır.

Bu sistemin başka bir boyutu da söylediğimiz gibi işletmedeki kalite politikasına etkisidir. Ülkemizde son yıllarda gelişen ve değişim gösteren ekonomik düzey işletmelerimizdeki sürdürülebilir rekabeti de zorunlu kılmaktadır. Daha önce bir yük olarak görülen kalite yönetim sistemleri, artık firmaların kısa orta ve uzun vadeli işletme planları yapmasında etkili oluyor. Kaynakların verimli kullanılması ve işletmelerin müşteri taleplerini en iyi şekilde karşılayabilme yetenekleri bu şekilde gelişim gösterebilmektedir. Bunun farkında olan işletmeler artık vakit geçirmeden mesleki ve teknik alt yapısını da buna göre düzenlemektedirler. Konumuza giren işletmeler bu anlayış çerçevesinde bir an önce hazırlıklara başlamalı ve sektörde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmeden tedbirlerini almalıdır, çünkü pazarda avantajlı duruma gelmenin başka yolu görünmemektedir.

Belge almayan imalatçı firmaların karşılaşacağı yaptırımlar nelerdir?

Az önce de ifade ettiğim gibi firmalar üzerinde bir pazar baskısı zaten oluşmuş durumda. Düşünsenize tanker imal ediyorsunuz ve aldığınız her beş telefonun üçünde/dördünde “ADR'li üretiminiz var mı?” sorusuyla karşılaşıyorsunuz. Bu farklı pazarları değerlendirebilen işletmeler için şimdilik çok bir şey ifade etmese de maalesef bu farklı pazarlara giremeyen işletmeler için önemli bir sıkıntı haline geliyor.

Bu noktada şunu da hemen ifade edelim; kuralların/ yönetmeliğin yürürlüğe gireceği tarihten sonra da aslında üretici üzerinde doğrudan bir yaptırımından söz etmek doğru olmaz. Yani birileri kalkıp da ‘ya bu belgeyi alacaksın ya da işletmeni kapatacaksın’ demeyecektir. Temel soru/sorun şudur: “İşletme uygunsuz olarak imal edeceği taşıtları kime satacaktır?” Bence en büyük yaptırım da budur.

Danışmanlık firmaları ADR kapsamında imalatçı firmalara hangi destekleri vermekte ya da hangi avantajları sağlamaktadır?

Ülkemizde bu kapsamda hizmet vermeye başlayan ilk danışmanlardan biri olarak hemen şunu söylemeliyim ki yeni bir sistem üzerinde fikir ve bilgi satmak hiç de kolay olmuyor. 2007 yılında girdiğimiz bu sektör itiraf etmeliyiz ki öncelikle danışmanlar için tam bir kargaşa ortamıydı. Herkesin her şeyi ‘bildiği’, fakat çoğumuzun anlamakta zorluk çektiği kötü bir süreçti ve sanırım bu süreci atlattık.

Danışman kuruluşlarının uzun soluklu çalışmaları ve sektöre yönelik farkındalık seminerleri ile bu sürece katkı sağlayıcı bir rolünün olduğu da inkar edilmemeli tabi. Danışman kuruluşlar ve üretici firmalar bu gün için artık ne yapacağını ve onları nelerin beklediğini daha iyi anlar durumdalar.

Danışman kuruluşlar ADR belgelendirme sürecinde işletmelere rehberlik etmekte, her şeyden önce onları doğru ve yetkili kuruluşlarla buluşturmaktadır. Konuya olan büyük ilgi ve belgelendirme sürecinin doğurduğu yüksek ücretler maalesef ki ADR kapsamında yeterliliği olmayan bazı belgelendirme kuruluşlarının iştahını kabartmaktadır. Konuya hakim olamayan işletmelerin ADR belgesi adı altında farklı şekillerde kandırılmaya çalışıldığını da son dönemlerde sıklıkla duymaktayız. Bu noktada tecrübe edinmiş danışman kuruluşlar bu belgenin ne şekilde ve nereden alınacağını iyi bilmekte böylelikle işletmelerin zamanını boşa harcamalarına mani olmaktadırlar.

Danışman kuruluşlar yine işletmelerin sistem yönetimlerine, doğru tasarım seçimlerine, insan kaynakları yönetimine ve üretim sürecine önemli bir katkı sunmaktadır. Üretim sürecinde; satın alma, malzeme normu belirleme, donanım seçimi, birleştirme tasarımları, testler ve nihai onay aşmalarını işletmeler adına yönetmekte ve sonrasında gerekli revizyon ve farklı tasarımlar geliştirmede rehber olmaktadırlar. Ayrıca; standartların işletmelere şarj edilmesi, hesaplamaların koordine edilmesi ve üretim teknikleri geliştirmeleri yönüyle de mühendislik hizmetler sunmaktadırlar.

ADR Yönetmenliğinin tam anlamında Türkiye’de uygulama geçmesiyle üretimden nakliyeye kadar geçen süreçte oluşacak değişimi özetler misiniz?

Yönetmelik her ne kadar tehlikeli yük naklinin düzenlenmesi nihai amacına yönelik olsa da içeriğinde en az nakil operasyonları kadar önemli birçok konuda düzenleme de bulunmaktadır. Bu kapsamda; tehlikeli yüklere konu olan üretim, taşıma ve endüstriyel depolamadan nihai ambalajlama faaliyetlerine kadar birçok sistemin yeniden yapılandırılması beklenmektedir.

Kapsadığı alan bakımından son derece geniş ve kompleks bir kurallar bütününü içinde barındıran ADR Konvansiyonu, Türkiye'de 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile başlayan yeniden yapılanma sürecinde önemli ve gerekli bir yapıtaşı olma özelliğini kazanmıştır.

Konvansiyonun sadece kara taşımacılık sektörünü etkileyen yönünden ayrı olarak; üretim sektöründe etki edeceği alanların, tehlikeli atık yönetiminin, çevre ve iş sağlığı ile güvenlik anlayışı gibi pek çok alanların yeniden yapılanmasını gerektirecek bir özellikte olduğu da bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığında ADR Konvansiyonu'nun, başta çatı kuruluş olan Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı gibi birçok kurumu ilgilendiren yönlerinin bulunması da konunun ne derece ciddi bir çalışma gerektirdiğini gözler önüne sermektedir.

Bu kapsamda ADR Konvansiyonu ile bütünleşme çalışmalarını yürüten ülkemizde, tarafların uyum sürecine adaptasyonunu kolaylaştırıcı, karayoluyla tehlikeli madde taşımacılığı konusunda tarafların güvenlik standartlarına uyumunu geliştirmek ve işletme yönetim ve güvenlik sistemlerinin yeniden yapılandırılması ile pazara uyumlu hale getirilmesine yönelik çalışmaların önümüzdeki dönemde daha da önem kazanması beklenmektedir.

Konumuz itibariyle ADR'li taşıt taleplerinin, tanker imalatçılarını; tanker üreticilerinin uygun donanım talepleri, yerli ekipman üreticilerini ve sonuç olarak bu ihtiyaca cevap vermek durumunda olan akreditasyon ve onay kuruluşlarını harekete geçirecek önemli bir süreçtir.

Cüneyt ERBİLGİN
ADR Eğitmeni /


Bu haber : 6562 kez izlenmiştir

Yorumlar


ercan seyhan | 18 Şubat 2015 22:45

Merhabalar, Türkiyenin 2018 yılı sonuna kadar 50-60 bin tmgd ye ihtiyaç duyacağı konuşuluyor.Bu konuda bilgi verebilirmisiniz.Rakam neye göre çıkarılıyor.Benim bildiğim benzinlik sayısı yaklaşık 15 bin tüm türkiyede.25-30 da firmaları eklersek max. 45 bin eder.Rakam abartılıyor mu sizce Teşekkürler...


gerekli

gerekli - yayımlanmayacak





Bu sayfa : 311936 kez ziyaret edilmiştir.